Konya
10°C
 
Ben o otomobile binmiştim  
Rahşan Gülşan yazdı...  
   2011-03-15 11:08:53  

İnsan bir gecede ne kadar çok anı sahibi olabiliyormuş. Tatlıses ile görüştüğüm o gecenin sonunda bir heyecan bana yeni açacağı dükkânlarını göstermek istemişti. “Yapma, etme, tutma” diyene kadar kendimizi otomobilinde bulmuştuk. Hakkımda çok şey biliyor olması çok ilginç gelmişti bana. Otomobillere olan ilgimi biliyordu. Ve uzun uzun otomobilinden bahsetti. Eski kasa bir S Klas olan otomobili çok sevdiğini, yenisini alıp bir gün sonra geri verdiğini anlattı. Sonra Gültepe’ye gidip dışarıdan dükkânlarına baktık. Bir yandan da çekmeyi planladığı filmini anlatıyordu. Benim için çok sürreal sahnelerdi bunlar. O günden sonra bir daha ne görüştük ne telefonla konuştuk. Ama şimdi o otomobili uzun namlulu bir silahın hedefi olarak kanlar içinde görmek çok garip. Tatlıses’in dünyası benim küçük dünyamın kaldıramayacağı bir güç ve iktidar mücadelesinin tam ortasında. Bu hayata bir geceliğine bile konuk olmak benim için yeteri kadar gergin ve yorucu olmuştu. Ondan ayrıldıktan sonra sakin ve bağımsız hayatıma şükrettiğimi hatırlıyorum.

AĞLATIYOR BENİ ACI GERÇEKLER
Bundan 20 yıl önce, gelecekte bir gün adımın İbrahim Tatlıses ile Yargıtay’da bekleyen bir dosyada yazacağını hayal bile edemezdim. Tatlıses tarafından dava edilen çok sayıdaki gazeteciden biri olarak dün sabah ciddi yaralanma haberini aldığımda üzülmekte bir an bile tereddüt etmedim. Böyle anlar insanlar için önemli sınavlar. Hayata bakışınızı, karakterinizi test etmek için önemli şanslar tanıyor. İbrahim Tatlıses ’in sesi belki de doğduğumdan beri kulaklarımda. O bu toprakların ve belki de tüm Ortadoğu’nun en iyi seslerinden biri. Kişisel olarak da özellikle 2000’lerin başlarına kadar yaptığı işleri tekrar ve tekrar dinlemekten çok zevk aldığım biri. Şimdi başından vurulmuş hastanede yatarken bu yazıyı kaleme almak çok da kolay değil. Hatırlarsınız daha çok yakın bir zamanda kendisiyle buluşup yemek yemiştim. Sahnede yaşadığı ve yaşattığı bir tatsız olayın ardından yazdığım yazı arkasından görüşmüştük. Benim için çok ilginç bir deneyimdi. Zaten sizlerle paylaşmıştım yaşadıklarımı. Şimdi kafam karmakarışık. Ama üzüntü çok daha ağır basıyor. Beğenenler için de beğenmeyenler için de bir gerçek var ki İbrahim Tatlıses bu kültürün en önemli parçalarından biri. Her ne kadar zaman zaman temsil ettiği şarklı tarafı ile çok sert çatışsak da o da bizim gibi bu kafası karışık toprakların kafası karışık evlatlarından biridir. Ve onu öylece kanlar içinde düşünmek, onunla ilgili yargılarımın ikinci bir emre kadar arka odalara kaldırılmasını gerektiriyor. İnternette birçok insanın nefret dolu mesajlarını gördükçe irkiliyorum. Yürekli olan, ben ve başka gazeteci arkadaşlarım gibi adam sağlığındayken yüzüne karşı söyleyebilseydi keşke. Ama şimdi geçmişle hesaplaşma, hayatını ve hatalarını gözden geçirme süreci başlayacak İbrahim Tatlıses için. Benim içinse bugün sadece onun için üzülme, sağlığından endişe etme ve dua etme günü. Dilerim yeniden sapasağlam hayatına geri döner ve tartışmalarımıza kaldığımız yerden devam ederiz.

Ve su testisi meselesi var bir de...
Dün özellikle Twitter’da ciddi bir kalabalık Hıncal Uluç’un Defne Joy’un arkasından yazdığı “Su testisi” benzetmesini gündeme taşıdı. “Tatlıses olayının ardından da aynısını yazar mı?” diye sordular. Çok ilginç ama kimse bir türlü bu tatsız olayı unutmuyor. Tatlıses’in ardından Uluç’un ne yazacağını bilmiyorum ama Tatlıses’e yazdığım yazıdan tazminat ödemeye mahkûm olmak üzere olan biri olarak bile kalemimin ucuna böyle tatsız şeyler gelmiyor. Sadece Defne için değilmiş öfkem meğerse, başına kötü şey gelen kimsenin arkasından böyle şeyler yazmamalı, söylememeliymiş insan. Ama dostlar bırakalım bunu hatırlatıp durmayı. Belki Hıncal Uluç da pişmandır yazdığından. Söylemeye dili varmıyordur belki. Kim bilir.

NOT: Böyle bir yazıya başlık atmak kolay değildi. Boş ekrana bakarken ve Tatlıses’in benim için anlamını düşünürken birdenbire bu şarkı geldi aklıma. Ali Tekintüre’nin yazdığı ve benim en çok sevdiğim Tatlıses yorumu olan şarkıda şöyle der: “Nerde sevdiklerim, hani sevenler, ağlatıyor beni acı gerçekler.” Ne kadar muktedir olursan ol, ne kadar önemli hissedersen hisset hayat acı gerçeklerini insanın önüne koyuveriyor.

(ANADOLU HABER AJANSI)
 
Bu Haber 1476 Kez Okundu.  
   
 
 
 
  Yorumlar 2 Onay Bekleyenler 0  

misafir 2011/04/06 14:40
asdasdasd
misafir 2011/04/06 14:40
fsdfsdfsdads a


600
   Karakter Kaldı.

Üye olmayan okurlarımızın yorumları "Misafir" kullanıcı adıyla yayınlanmaktadır.

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!

 
   
   
   


KÜNYE

Er-Yay Gazetecilik Matbaacılık  Ltd Şti

 

İLETİŞİM

B.Bölcek Mah.Kültürpark içi  (0382) 215 85 12 - 215 76 55   haber@egemengazetesi.com.tr - bilgi@egemengazetesi.com.tr 

reklam@egemengazetesi.com.tr 

 

Bize Ulaşın
Adınız

e-Posta

Konu

Mesaj